Yazmak Üzerine Yazmak sanki okumanın yabancı dilidir. Okumak ana dilimde Türkçe ise, yazmak İngilizcedir benim için. Anlarım ama konuşamam. Bilirim ama kuramam. Yazmak için düşünmek gerekir. Bir olayın ya da hayalin üzerinde durmak. Yüzeyde kalmadan, kaybolmadan. Ama bazen bu fazla tedbirli hâl ilhamın ayağına dolanır. Aklım denge isterken, ilham dengeyi bozar. Belki de bu yüzden kendimi en rahatlamış hissettiğim zamanlar, o dengeyi tamamen kaybedip yazdığım anlardı. Yazmanın bana göre bir başka zorluğu da kelime meselesi. Günlük dil derdimizi anlatmaya yetiyor gibi görünür. Çevremiz de aynı kelimelerle konuşur. Böyle olunca dil tembelleşir. Yeni kelimeler öğrenmek için bir ihtiyaç hissetmeyiz. Oysa okurken karşılaştığım kelimeler vardır. Anlamını öğrensem bile örnek bir cümle görmeden nasıl kullanacağımı bilemem. Bazen de günlük hayatta fazla süslü kaçacak diye kelimeyi kullanmaya utanırım. Mesela “deryadil”. “Deryadil bir insandı” demekten öteye geçemem. En anlaşılırı ise “şayanı hay...