Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yazmak Üzerine Yazmak sanki okumanın yabancı dilidir. Okumak ana dilimde Türkçe ise, yazmak İngilizcedir benim için. Anlarım ama konuşamam. Bilirim ama kuramam. Yazmak için düşünmek gerekir. Bir olayın ya da hayalin üzerinde durmak. Yüzeyde kalmadan, kaybolmadan. Ama bazen bu fazla tedbirli hâl ilhamın ayağına dolanır. Aklım denge isterken, ilham dengeyi bozar. Belki de bu yüzden kendimi en rahatlamış hissettiğim zamanlar, o dengeyi tamamen kaybedip yazdığım anlardı. Yazmanın bana göre bir başka zorluğu da kelime meselesi. Günlük dil derdimizi anlatmaya yetiyor gibi görünür. Çevremiz de aynı kelimelerle konuşur. Böyle olunca dil tembelleşir. Yeni kelimeler öğrenmek için bir ihtiyaç hissetmeyiz. Oysa okurken karşılaştığım kelimeler vardır. Anlamını öğrensem bile örnek bir cümle görmeden nasıl kullanacağımı bilemem. Bazen de günlük hayatta fazla süslü kaçacak diye kelimeyi kullanmaya utanırım. Mesela “deryadil”. “Deryadil bir insandı” demekten öteye geçemem. En anlaşılırı ise “şayanı hay...

Hakkımda tek lüksü kitaplardı diyebilirsiniz

Sevindim, kargo geldi. Hepsinin tek tek üstündeki tozu aldım, arka sayfalarını ve  ilk bir kaç sayfasına inceledim.  Ve şok, sabırsızlıkla beklediğim Nostalji kitabında yazar  "Ey Tanrım, kamburumda seksen yılın yüküyle Bu dünyada hala geleceği olmayan şu İsrail'e barış ver."  yazmış.  Buyur buradan yak. İsrail'e mi? Barış mı ver? Oo My God  Şimdi tüm hevesim kaçtı. Allahımyarabbim Neyse bu kitap daha iyi gibi duruyor. Adı Omzumdaki İki Arkadaş Annie Enaux'u merak ediyordum. Boş Dolaplar'ı bir okuyayım bakalım. Yazarın Filistin'de  olanlara karşı duyarsız kalmayışı beni çok etkilemişti. 2022 Nobel Edebiyat Ödülü almış.  Aslında siparişi sırf Teyzeler ve Maymunlar kitabını kitapçıda bulamadığım için kargo parası  vermeyim diye diğerleri acil listesinde olmasa da eklemiştim.  İlk onunla başlayım bence.

İyi Günler, Kötü Günler...Payıma Düşeni Aldım

  Ne diyim ki ben sana şimdi, yalana ne gerek vardı? Bir kaç defa beynimi yokladım söyledi mi söylemedi mi diye emin olamadım onu yüksek ihtimal söylemedi. Ay ne gerek vardı ya.  Şimdi sorsan fesat olursun, sormasan adamı istedikleri gibi kandırıp bir de instagrama atıyorlar Aptal gibi hissediyorsun kendini  Bak, aklıma bir şey için saatlerce uğraştırıp sonra da benim yaptığım şeyi paylaşmayan kişi geldi, görünce nasıl da şaşırmıştım.  Sonra nabzımı yoklamak için aradı, yüzüne vurmaya utandım. Neden uğraştırdın beni o zaman ne büyük ayıp! Kızlarımın hatalarını (aslında o kadar da hata değil ya) neden özür diledim ki ben şimdi   Bu kadar abartılacak bir şey yoktu.  Herkese anlamaya çalışmaktan yoruldum. Empati peşimi rahat bırak.  Biz fakir değiliz kızım değiliz! Sen fakir görmemişsin. Biz sadece hırssız olduğumuz için olanla yetinen, olduğu yerde sayan insanlarız o kadar. Neden en özellerini açtın ki ulu orta ne gereksiz ne kadar bu yaşa göre olma...

Ekimin son gülleri

  "Gülleri koklamak için eğilmeye alışığız. Eğildiğimizde, farkında olmadan, hem o gülü yetiştiren bahçıvana hem de gül fikrini yetiştiren Bahçıvan’a saygılarımızı sunmuş oluruz" ve anılar

Özet

"Bir cisim, ağırlığının etkisi ile serbest bir şekilde bırakıldığında, G ivmesi ile hızlanmaya başlar.  İlk hızı sıfır olarak bırakılan bir cismin, yere doğru hızlanarak yaptığı harekete serbest düşme denir. Ayrılıklar sonrası gün geçtikçe daha çok üzülmemizin sebebi bu. Bir zaman sonra unutulur. Çünkü cisminiz yere çarptı. Hızı artık sıfır. Ancak barışırsanız ivme kazanırsınız. Fakat ne yazık ki bazen  cisimler yere düştüğünde daha küçük moleküllere ayrılır. Barışılınmaz olunur."

24 Saat İstanbul