Ana içeriğe atla


 


SEVİLELİM SEVMEYELİM

Bazen yaşam enerjin çekilmiş gibi olur. 

Hiçbir şey ilginç gelmez. Sanki söylenecek herşey söylenmiş, yapılacak yeni bir resim kalmamış, fikirler tükenmiş ve icatların hepsi bulunmuştur. 

Bazen hayat, normal durduğunda daha bir düz duran ama karnını tıka basa doyurduğunda bir anda ortaya çıkan çirkin bir sezaryen göbeği gibi sevimsizdir. 

Beynin karaya vurmuştur. 

İçimde batan birşeyler var. Aklıma yeni gelmedi balıkları yıkıyordum yazma isteği geldi.

İzmir depremi olmuştu. Hepimiz çok üzülmüştük. 

Sağ çıkan yavrucaklar olmuştu. Hatırlıyor musunuz bilmem nüfuslu koca koca insanlar çocukla ekranlara bir poz verebilmek için çocuğu o kolundan bu koluna geçirerek çocuğun ekranlara bakmasını sağlayama çalışıyordu. 

Bunu neden yaptın? demek istedim çok hem de. 

İstemiyor çocuk, korkmuş bu kalabalığı bu flaşları görmek istemiyor görebiliyor musun rahatsız bu durumdan.

Aynı çocuk babasıyla hastane koridorunda yürürken hemşireler sanırım çocuğun videosunu çekiyorlardı.

Çocuk görünce çekildiğini yürümeyi bıraktı. 

Bunu neden yaptınız? İzin aldınız mı çekmeden önce?

Aynı depremde yaşlı bir teyze sele kapılıp gitmişti. 

Torunu sel görüntüsünün videosunu çekiyordu hani. "- Aa babannem demişti!" 

Hep aklımda o soru var , yaşlı kadının yanında biri dursaydı selin görüntüsünü çekmeye çalışmak yerine elini tutsalardı böyle olur muydu acaba? 

Yaşlı diye ölüme böyle korkunç yalnız gitmesi normal miydi? 

Youtube'de Rusya'da bir Youtuber rekor için hamile sevgilisini balkona kapatıyor. 

Kızcağız öldü.

Kimin için, ne için? 

Geçenlerde yerel Magazin dergisine mutluluk pozları veren bir aile babası eşini uyurken vurdu , sonra da kendini. 

Gerçek ile hakikat arasındaki fark nedir? 

Yılbaşından önceydi Twitter'da linç girişimi başlatılan biri intihar etti.

Kadına şiddete karşı olduğunu sosyal medya üzerinden paylaşan bir adam eşini çocukları önünde öldürüyor.

Ya çok takipçili yarın öbür gün bir yerde karşılaşsan selam verecekler mi acaba? Konusuna komşusuna nasıl? 

Çok severek takip ettiklerimi bile sözü ile özü uymuyor diye bıraktım. 

Bunları iyi görmenin bir yolu da Instagram'da farklı, Twitter'da farklı davranırlar. 

Bir oda dolusu kitap okumuştur, ama karakter inşası gerçekleşmemiş, ev zeminde kalmış  öyle ortada kirişler.

Oturmamış anlayacağın.

Bir de bazıları bunlar arasında seminer, atölye verenler bile var; internetten aldığı bir görüntüyü kaynak göstermeden paylaşabiliyor

Ya da bire bir kendim şahit oldum, sadece resmi kullanmıyor başkalarının sözünü bile kendi sözü gibi Insta'da yazıyor.

Çok mu sevilmeye, başkalarının onayına ihtiyacımız var? Bu yaşadığımız hayat kimin öyleyse? 

Bazen de sosyal medyanın iyi tarafları oluyor. 

Daha gelinliği üzerindeyken herkesin gözü önünde bir damat gelini döverken çekilebiliyor, cezasını görebiliyor.

Eski eşini, sevgilisini öldüresiye döven biri tüm ülkede kınanan alçak bir konuma getirtilebiliyor 

Süt firmasında çalışan aklı kıt biri , işinden olabiliyor 

Ne için kullanıyorum sosyal medyayı? 

Sadece hoş anılarımı kaydetmek de olabilir, hava çalım atmak da olabilir  kime ne isteyen istediğini yapar dimi? 

Ama ben kendim için farkettim ki çok orantısız ve yerli yersiz kullandığım zaman mutsuz oluyorum.

Bazen kusasım geliyor , bazen de peş peşe paylaşımlarım ile insanları kendimden kusturasım 

Çok mu yedik acaba? 


Yorumlar

  1. Aklımdan geçen düşüncelerin, daha güzel ve daha anlamlı biçimde yazıya dökülmüş hali gibi. Okurken ne kadar haklı bir cümle demekten kendimi alamıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim canım benim

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

  Sonsuza dek tamamlanmayacak eksik kusurlu varlığım (Thierry Paquot)   Pandemi hala devam ediyor. Bir yılı geçti. Korona temelli mi kalacak yoksa bir gün hayatımızdan çekip gidecek mi bilmiyorum? Uzmanlar geçeceğini söylüyor- bekliyoruz. Koca ülkede tüm kurallara uyan sanırım bir-kaç aile var. Böyle olunca süreç uzuyor da uzuyor. Ben geçen sene Mart ayının ortasından beridir evden çalışıyorum. Her olayda olduğu kadar evden çalışmanın da kolaylıkları ve zorlukları var. Ama itiraf etmeliyim ki bazen bana geliyor gelenler, kızlar diyordur kesin “Annem gene çıldırdı” kapılarını kapatıp benden uzaklaşıyorlar oradan anlıyorum. Ramazan ayı da olmasa kendime çeki düzen verecek bir fırsatım olmayacak kesin. Evde olmanın en güzel yanı iki Ramazan ayını da dolu dolu geçiriyor olmam. Üç senedir Ramazan aylarında sosyal medyayı tamamen bırakıyorum. Bu sene Whatsapp uygulamasını da kaldırdım. İlginç tecrübelerim oldu. Mesela ailem dışında beni/bizi kimsenin merak etmediğini...

Sonsuzluk ve ötesine

Açıkçası hiç düşünmediğim bir konuydu, Allah'ın isimlerinin insanlara tecelli etmesi  Yani çünkü O Allah en büyük onun yüceliğinin ve biricikliğinin özellikleri insanda olabilir miydi?  Yaratılış kısmını unutuyorsun diyebilirsiniz pek tabii  Kitabı okumam uzun sürdü hemen bittikten sonra yazsaydım bence daha iyi bir yazı  koyabilirdim ortaya. Hiç yazmamaktansa bir şeyler yazmayı tercih ettim Kitaptan bir kaç alıntı; Selam: Huzurun ve Barışın Tecellisi  Selam isminin "tecelli ettiği insan çevresine barış ve esenlik getiren, etrafına  huzur yayan bir kişi olur. Gafillerle tartışmaz, cahillerle manasız mücadelelere girmez.  Şaibelerden uzak, vakur, izzet ve şeref sahibi örnek bir kişilik olarak yaşar." El-Mü'min: Güven veren  "Korkaklık bütün ruhsal rahatsızlıkların temel sebebi...  Korkaklar korkak oldukları için korkarlar... Hem de her şeyden...  Hastalanmaktan, beğenilmemekten, rızık endişesinden...  (Bu korkuların tamamı şeytandand...
Kendimi en rahatsız hissettiğim ortam; siyasetin tek taraflı konuşulduğu, ortamda herkesin  sanki kendi gibi düşündüğünü zanneden ya da düşünmese de diğerlerinin düşüncesinin  ne olduğunu umursamayan insanların olduğu ortamdır.  Burada aslında şu da var, şu anki hükümetin olduğu partiye oy verme de, git hangi partiye veriyorsan ver. O zaman kabul edilebilirsin Çünkü onlara oy vermek onlara göre rezalet, akıl almaz bir şey çok daha ağırlarını söylüyorlar da yazmak istemiyorum  Şimdilerde en büyük sebepleri "ekonomi bu haldeyken bile mi" sanki ekonomi iyiyken onlara oy verenleri makul görüyor/saygı duyuyorlardı da şimdi duymuyorlar İktidarı savunacak değilim, hele depremden sonra  Fakat burada farklı bir mesele var: bir- haddini aşma, iki- çok büyük bir kibir var  bir tek kendini akıllı sanan, yaptığı yardımı bile konuşan hatta haram eden, mahalle baskısıyla insanları sindirenler var Anlamanız ve yapmanız gereken en temel şey, insanları küçümsememek  İşt...