Ana içeriğe atla



Mayıs ayı Ankara'da bir güzel olur, gerçi son yıllarda sel felaketiyle karşı karşıya o durum dünyanın 

düzeninin değişmesiyle alakalı ayrı bir durum 

Yani bu durum hariç 

Yolda yürürken arabayla giderken güllerin bakımlı bakımsız heryerde açtığını görürsünüz Ankara'da 

Sabahları nefes aldıracak bir serinliği akşamları üşütür dereceye getirir 

Öğlenleri ise yakıp kavurur insanı

Eğer ağaçlara bakarsanız tepelerine, hep yavaşça salınır yaprakları 

bir melodi gibi dans gibi perdenin tülü gibi hafif hafif 

Perfect Days filminde adam her öğlen molasında ağaçların tepesindeki ışıltının ve o anın verdiği huzur duygusunun fotoğrafını çekiyor 

Bende üniversite yıllarından beri ağaçların tepesindeki o salınışa bakarım 

Son yıllarda her baktığımda  Aman Yarabbim diye hayretimi ve hayranlığımı dile getirmeyi alışkanlık edindim 

Bunu Sadettin Ökten'den öğrendim 

Bu nimetler dışında dünyada çok ironik ilginç gelişmeler de yaşanıyor 

Amerika üniversitlerindeki gençler kariyerleri emeklerini maf etmek pahasına Gazze için 

üniversitelerinin soykırımcılara yatırım yapmasını engellemeye çalışıyorlar 

Aralarında yahudiler de var 

Bu durum müslümanların içinde ben dahil ne kadar ilkesiz, karaktersiz ve korkak olduğunu açığa çıkardı 

Bunu yazmak bile kabullenmek anlamına geliyor aciz bir şekilde 

aynı şekilde devam ediyoruz bizde işte napıyoruz üzülüp geçiyoruz hayatımıza devam ediyoruz

Arada Filistin ile ilgili kitap okuyup birkaç seminer mitinge falan katılıp azıcık bağırıp rahatlıyoruz işte 

Kahvaltı düzenleyenler var masaları görseniz kuş sütü eksik 

Filistin'i anacaklarmış sonra işte hayır kermesiymiş  

aç olarak ölen çocuklar için tıka basa doyacakmışız

Ne diyelim bilmiyorum  Amerikadaki ve dünyanın tüm üniversitelerindeki direniş gösteren  o gençlere

iman diliyorum İslam ile şereflenmelerini ümit ediyorum 

Bizi de artık nasıl bir felaket bekliyorsa bu kadar

kadar eli kolu bağlı olduğumuza göre başımıza gelecek var 

Affet ve merhamet et 

Geçen gün küçük kızımla mutfakta birşeyler yapıyoruz

Yapacağı bir işi unuttu 

Şey dedi unutmamak için yazmak istiyorum 

"Keşke Allah bunu bana hatırlatsaydı" 

O an masumluğuna güldüm sonra içim acıdı 

Doğru söylüyordu

Allah ahireti, hesap verme gününün dehşetini bize unutturdu sanki 

Eylemsizliğimizin cezası olarak 








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kömives yoksa Marai'mi?

Ben Kömives’i burjuvazi olarak gördün mü? Sanki istemiyor ama bir şekilde de ayak uyduruyor bu duruma “Ona ucuz tütün, daha mütevazi kıyafetler, daha basit konut yeterdi. Toplumsal hayatın daha alt düzey koşullarıyla idare edebilirdi”   bu cümleden böyle anlıyorum Köprüden baktığı anlardaki cümleleri ise evet sınıfsal farklıları sadece zenginlik değil belki ama tarihsel soyluluk, eğitimden gelen yetkinlikler açısından sınıf ayrımını önemsiyor olabilir de diyorum Ki yazarın Burjuvanın İtirafları diye de kitabı varmış “İşte köprünün altında yüzyıllardır akan nehrin solunda, kıyıda uzanan yeni parlak renklere boyanmış kiralık evlerin ses geçiren ince duvarları arasında modern çağın sürekli sinirli insanları yaşıyordu” “Sonra yavaşça yüzünü nehrin sağ kıyısında kalan yakasına doğru çevirdi. Bu tarihi yüzü içi memnuniyetle kabararak seyretti.” Kapıcı ile ilgili yaptığı yorum; “Kapıcının davranışındaki bu gerekçesiz samimiyeti dışarıdan gören biri asla hissedemezdi. Bu ...

Okunması çok kolay olmasa da sabrı hak edecek güzel bir kitap

  Yüzüncü sayfaya kadar hızlı ilerleyemedim felsefi açıdan kullanılan terimler kavramlar zorlayıcı oldu.  Bazen çeviri eksikliği mi şimdi burada ne demek istedi diye aynı cümleleri bir kaç defa okudum Ozu yeni girdi hikayeye bakalım neler olacak? diye 10 Haziran'da not almışım Kitabı bugün bitirebildim. (29 Haziran) Üzüldüm, kitabın sonunun kendi içimde biraz demlenmesine izin vermem gerekiyordu  Fakat sonra yazmak için fırsat bulamayacağımı düşünüp yazmaya oturdum Kendi cümlelerimle anlatacak bir ruh dinginliğim ve kelime bulmada kolaylık yaşayacak bir berraklığım olmadığı için şu an çok yorumum olamayacak Fakat gene de şunları yazayım; Renee'nin, kendi zevk ve tutkularıyla hayatı daha kolay yaşanılır kılmanın güzelliğini  göstermesi bir yana, o aslında oldukça yalnız "sevmek" ve "sayılmak" kısmını kardeşinin ölümüyle toprağa gömmüş  durumuna üzülünecek, fark edilmeyen entel yoksul bir kadın Paloma var bir de ve onun derin düşünceleri  Ozu ise gerçek olama...

Bu Yaşa Erdirdin Beni

  Tarih 16 Aralık olduğunda yeni yaşıma gireceğim  İsmet Özel’in Münacaat şiirinin giriş kısmı geliyor aklıma Annem duyarsa yanlış anlar üzülür diyorum bir zamanlığına vazgeçiyorum  Yağmur yağıyor, kitabımı aldım dedim ki daha kaç yıl okuyabilirim ki? İnsan ömrünün tüm istediği kitapları okuyamayacak kadar kısa olması ne acı Ahirette amel defterimiz dışında kitaplar olacak mıdır acaba? Yaş ilerledikçe aslında Veronika’nın ölmek istemediği gibi ölmek istemiyorum  Daha diyorum Filistin özgür olmadı alma canımızı Allah’ım  Yatmadan evvel çocuklara baktım Uyuyorlardı  Bakıyorum ve diyorum ki bunlar benim mi Allah’ım? Senin emanetlerin ne güzel, pek tatlı çok sevimliler  Aklıma çocuğunu kaybedenler geliyor kahroluyorum kahroluyorum  Dişlerimi fırçalarken ayna da yüzüme bakıyorum  Artık şu yüz yogasını bilmem kaçıncı kez  mutlaka yapmalıyıma niyetlenip gene  yapmıyorum Menapoza girmeye de hazır değilim ben daha gencim diyorum  Ben ha...