Yüzüncü sayfaya kadar hızlı ilerleyemedim felsefi açıdan kullanılan terimler kavramlar zorlayıcı oldu.
Bazen çeviri eksikliği mi şimdi burada ne demek istedi diye aynı cümleleri bir kaç defa okudum
Ozu yeni girdi hikayeye bakalım neler olacak? diye 10 Haziran'da not almışım
Kitabı bugün bitirebildim. (29 Haziran)
Üzüldüm, kitabın sonunun kendi içimde biraz demlenmesine izin vermem gerekiyordu
Fakat sonra yazmak için fırsat bulamayacağımı düşünüp yazmaya oturdum
Kendi cümlelerimle anlatacak bir ruh dinginliğim ve kelime bulmada kolaylık yaşayacak bir berraklığım olmadığı için şu an çok yorumum olamayacak
Fakat gene de şunları yazayım;
Renee'nin, kendi zevk ve tutkularıyla hayatı daha kolay yaşanılır kılmanın güzelliğini
göstermesi bir yana, o aslında oldukça yalnız
"sevmek" ve "sayılmak" kısmını kardeşinin ölümüyle toprağa gömmüş
durumuna üzülünecek, fark edilmeyen entel yoksul bir kadın
Paloma var bir de ve onun derin düşünceleri
Ozu ise gerçek olamayacak kadar gökten inmiş bir hayırsever
El yazısı notlarımı zamanın dehlizlerinde kaybolmadan buradan paylaşmak istiyorum
"Yumuşak ve hayırhah bakışlarında yalnızca merhamet okudum"
"Bir yoksulluğun dil sarhoşluğunu deldiği ve başkalarıyla birlikte etkili olduğu hiç görülmüş müdür?
-ancak kitaplarda yatışacaktır"
"Ölü kağıttan canlı gibi gözüken bir şeyi çekip çıkarıyorlardı"
"Dünya düşüncesinin olumsuz telkinlerine direnmeyi, yazgımın bana herhangi bir insandan daha fazla öğrettiği kanısındayım"
"Ad, konum ve görünüm bakımından yoksul biri olan ben, kendi idrakımın içerisinde mağlup edilemez bir tanrıçayım"
"Bu kapıcının kendi ruhunu yüceltmek için okuyabileceği hiçbir burjuvanın kafasından geçirmediği bir münasebetsizliktir"
"Bir eve hastalık girdiğinde yalnızca bir bedeni ele geçirmekle kalmaz, kalpler arasında da karanlık bir ağ örer ve umut bu ağa gömülür"
"Sürekli üşüyordum. Sanki onun bedeni benimkinin başka yerden aşırabildiği bütün ısıyı emiyordu"
"Zenginler sıradan insanların insani duyguları daha az yoğun ve daha ilgisizce hissettiklerini sanırlar. Bunun nedeni belki de yoksulların yaşamlarının seyrekleşmiş olması paranın ve görgü kurallarının iş bilirliğin oksijeninden yoksun olmasıdır"
"Vaktiyle gün doğumundan gün batımına dek üst düzey eğitimle yıkanmış"
"Nefret ettiğim bir şey varsa, insanların kendi güçsüzlüklerini ya da yabancılaşmalarını amentüye dönüştürmeleri"
"Saçma ama benim sessiz düşüncelerimin akışını daima takip eder o"
"Kalbi ruhun kıyısına yerleştiren büyülü parantezlerdir; çünkü birazcık sonsuzluk, kaçamak da olsa yoğun bir şekilde gelip aniden zamanı döllemiştir"
"Çayın önemsiz bir içecek olmadığını biliyorum. Bir ritüel halini aldığında, küçük şeylerdeki büyüklüğü görme yeteneğinin merkezini o oluşturur"
"Babam her gün böyle kendini oluşturur"
"Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o da diğer yoksullardır" (Benim kendi gözlemlerimle bulduğum bir yorumu -nefret seviyesinde olmasa da- bir felsefe profesöründen okumak ilginç geldi)
"Yoksullara, yoksul diye ve hayatın adaletsizlikleri nedeniyle asla ruh yüceliği kredisi vermedim"
"Edebi belleğimin kürelerine erişmek yeter. Edebiyattan daha soylu bir vakit geçirme, daha dinlendirici arkadaş, daha nefis kendinden geçme var mıdır?"
Sayfa 106-107 şahane diye not almışım. Fotoğraflarını paylaşayım
Mücadeleyi Reddederken bölümü;
~Çok kitap okudum...
Yine de bütün alaylılar gibi ne anladığımdan asla emin olamıyorum
Bir gün oluyor tüm bilgiyi bir bakışta kavramışım gibi geliyor.
Sanki aniden görünmez dallar doğuyor ve kendi aralarında benim tüm dağınık okumalarımı birbirine bağlıyormuş gibi.
Sonra anlam aniden gizleniyor; öz, benden kaçıyor ve aynı satırları boşuna tekrar tekrar okuyorum.
Her okuduğumda anlam benden biraz daha kaçarken, kendimi menüyü dikkatli okuduğu için karnının doyduğuna inanan yaşlı bir deli sanıyorum.
Bu yetenek ile bu körlüğün bağdaşması alaylılık özelliği sanırım.
Bütün iyi eğitimlerde görülen emin rehberlerin öznesinden yoksun kalan alaylılık, resmi söylemlerin
çitlerle çevirdiği ve macerayı yasakladığı yerde bir düşünce sentezini ve özgürlüğünü bu özneye sunar
yine de.
""Sonuçta bu oldu" dedi babam. Bu, on kuvvetinde bir korkak sözüydü"
"Bütün kişiliğinden iyilik fışkırıyor"
"Zeka soluyor"
"Bayan Michel'de kirpinin zarafeti var: Dışarda dikenlerle zırhlı , tam bir kale, ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. "
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. Anna Karenina'nın ilk cümlesi bu"
"Ben kendi ötemi görmeye ve birine rastlama şansını bana bahşetmesi için kaderime yakarıyorum"
"Ayrımsız bir iyi niyet"
"Yaşam burada sakin bir gezintidir"
"Dilbilgisi bir bilinç katmanıdır güzelliğe götüren"
"Müziğin güne üslubunu vermesidir"
"Pembeye taparım. Bence haksız muamele gören bir renktir"
"Yoksul zekalar"
"Üstelik linç etmeyi de sevmem. Asla kimseyi onurlandırmaz"
"Benim gibi, küçük şeylerin büyüklüğünden esinlenenler, bu büyüklüğü anlamak için en önemsiz şeyin kalbine dek giderler. Orada, gündelik giysiler içerisinde, sıradan şeylerin belli bir dizilişinden böyle olması gerek'in kesinliğinden böyle iyi inancından büyüklük fışkırır"
"Kavramsal ve mantıksal bir ok değil; ama görülmemiş bir taşı gediğine oturtma duyusu var"
"Sanat duygularımızı şekillendirir ve görünür kılar. Bunu yaparken de insani duyguların evrenselliğinin somut örneği olan bütün eserlerin taşıdığı sonsuzluk damgasını duygularımıza basar"
"Mineral şeffaflık"
"Mesleki ahlak virüsü"
"Nefis bir sessizlik oluşu"
"Ama sonsuzluk kovalayan yalnızlık biçer"
"Gün be gün kendi yaşamımızı arşınlıyoruz, tıpkı bir koridoru arşınlar gibi"
"Örneğin edebiyatın pragmatik bir işlevi vardır. Her sanat biçimi gibi, bizim yaşamsal görevlerimizin yerine getirilmesini katlanır kılma misyonu vardır" Sayfa 213
"Hiçin hizmetinde kavramsal cilveler yapmak olur"
"Hayasızca bir kaynak gaspı"
"Adalet kadar gergin"
"Kendi kendime dedim ki: insan bir sağ eli olduğunu görmezden gelebiliyorsa, karşısındaki insanı görmezden gelmek ne olabilir? İnsanın olumsuz bir kalbi, içi boş bir ruhu olabilirmiş" Sayfa 188
"İyileştiremediğim insanları cezalandırarak kendimi tedavi edemem"
Hekimlikle yazarlığı az çok benzer şeyler olarak yorumluyor
"Cesaretimi iki elimle kavrayarak"
"Sağ kalmış çocuğun yanağı boyunca küçük bir damla yaş akıyor"
"Daha geçenlerde en dipteyken belli ki yeniden doğmayı seçmiş"
"Sani müzik notaları zaman içinde bir tür parantez açıyor. Bu bir erteleme. Burada bir yer"
"Çözmeyi kafaya koyanlar için Tanrı'nın yolları gayet açık"
"Chabrot, hepimizi insan yaptı"
"Donmuş bir özenle beklediği bir gün"
"Merhametten insanın kalbi sıkışır"
"Beki bir hastayız, fazladan dolayı"
"Takatsiz cılız çocuk, susamış bir ruh olmuştu"
-Hayırhah
-kalenem biri
-övüngen
-transandantal deneyüstü
-düşünümsel bilinç
-fenomenoloji: bilince görünen şeyin bilimi
-Markx
-Edmund Husserl
-Feuerbach
-kösnül
-itki
-anoreksik
-an sezisi
-eklektizm
-proleter
-varsayım
-pirokani
-epikürcü tarz
-snop
Fabrice del Dongo- Parma Manastırı
Blade Runner 1982 yapımı
Satie (klasik müzik)
Kızıl Ekim filmi
Munekata Kız Kardeşler filmi
Kara Yağmur 1989 Amerikan yapımı film
Pieter Claesz
Mozart Requiem Confutatis
Vermeer
Kayıp Zamanın Peşinde- Marcel Proust
Dido'nun Ölümü


.jpeg)
.jpeg)




Yorumlar
Yorum Gönder