Ana içeriğe atla

Kayıtlar

YALNIZ ÇİÇEK   Bağzı hayvanseverlerin ve bağzı kitapseverlerin hiç insan sevmediğine denk geldiniz mi?  (Bağzı ‘yı bilerek yazdım, bir yazara rahmetle)   Ben geldim ve korkutucu derecede gerçek bir nefretti, insanlara karşı hissettikleri ve hatta çocuklara.   Aklınız karışır bu durum karşısında “Merhamet” sadece dili olmayan tüylü canlılar, kitaplarda olan hayali karakterler için midir?   Merhamet nedir, nasıl oluşur? Doğuştan gelen bir yetenek midir çevre etkisiyle gelişir mi? Merhamet yetişir mi bir çiçek gibi? Bir çiçek toprak olmazsa, su verilmez güneş görmezse yaşayabilir mi?   Çocuk gelişimi ile ilgili bir kitapta tam olarak merhamet değil ama empati yeteneğinin doğuştan gelmediği, çevre ile kazanıldığı yazıyordu.   İslam Ansiklopedisinde merhametle ilgili olarak şöyle yazıyor: “ acımak, şefkat göstermek” anlamında masdar, “acıma duygusu, bu duygunun etkisiyle yapılan iyilik, lutuf ”   Yani sadece acıma duygusu de...

Yetenekliysen, çalışkansan sadece bireysel vasıflarınla yükselir ve başarılı olabilir misin?

Çocuğun içine doğduğu ailenin kültür alt yapısı, kullandığı kelime sayısı [1] ve yaklaşım tarzı önemli midir?   Sosyolog Annette Lareau 1990’larda bir grup üçüncü sınıf öğrencisiyle büyüleyici bir çalışma yaptı. (Eşitliksiz Çocukluklar -Unequal Childhoods)   Bu çalışma, ebeveynlik tarzlarının orta sınıf, işçi sınıfı ve yoksul ebeveynler arasında nasıl farklılaştığını ve bunun nihayetinde bir çocuğun geleceğini nasıl şekillendirdiğini inceleyen derinlemesine bir çalışmadır.   Hem beyazlardan hem de siyahlardan, hem zengin ailelerden hem de yoksul ailelerden çocuklar seçti.   Lareau ve ekibi her aileyi en az 12 kez ve her seferinde aralıksız saatlerce ziyaret etti. Denekler, Lareau ve asistanlarını kiliseye, futbol maçlarına ve doktor randevularına götürdüler.    Ekiptekiler de bir ellerinde kayıt cihazı, bir ellerinde defter onların peşine takıldı.   Lareau’nun izlediği hali vakti yerinde çocuklarının boş zamanları ai...
  16-12-2021 Yeni Yaşım Evimiz iki odadan oluşuyordu, yani evimizin bize ayrılan kısmı. Yer olmadığı için uzun süre babannem ve dedemin yattığı odada, onlarla beraber uyudum. Geceleyin yatağa yattığımda, babannem ve dedemin ne zaman öleceğini düşünür ağlardım. Bunu, benimle ilgili psikolojik tahliller yapmanız için değil, bu yaşıma kadar zamanın nasıl hızlı geçtiğini    anlatmak için yazdım. Öyle oldu, böyle oldu o küçük kız büyüdü. Çok zaman geçti o günlerin üzerinden ve çok hızlı geçti. Aslında o zamanlar, geçmiyor gibiydi sanki zamkla yerine yapışmış gibiydi.    Bir tarihten sonra hızlandı uçup gitti gibi zaman. Şimdi bu yaşımda yeni yaşımda yani, size bir süprizim olsun isterdim. Ben çok değiştim arkadaşlar, bildiğiniz gibi değil bir büyüdüm, bir olgunlaştım, bir bilgeleştim falan demek isterdim tabii. Ama bir şey olduğu yok. Hayır hayatımda tabiki bir sürü değişiklikler oldu ama öyle ermedim de hani onu demek istiyorum. Hem kitaplara ve filmlere de küstüm b...
Altın Neydi? Herkesin her şeyi bildiği bir dönemdeyiz. Herkes de bildiği bir şeyler olduğunu gösterme derdinde. En azından benim takip ettiklerim arasında bu durum böyle. Vah başıma bunu bende yapıyorum.   Herkes konuşmak istiyor “Vaiz kendi sesine aşık olurmuş”   [1] misali. Yalnız artık beynim yeni bir bilgi ve tavsiye almak istemiyor. Bende kendimi az konuşmak yönünde eğitmek istiyorum. Bana sorulmadıkça konuşmamak için çok zorlanıyorum açıkçası.   Ayrıca dinlemek konusunda herkesi dinleyemiyorum.   Bazı kişileri dinlemek istiyorum son zamanlarda. Bu kişileri de şu şekilde ayırt ediyorum;  gerçekten niyeti övünmek, sadece sahip olduklarını göstermek olmayanlar.   Sadece “yapmış”, eyleme geçmiş ve verdiği bilgiler ile yardımcı olmak isteyenler. Bu kişiler ille de ünlü olmak zorunda değil.   Yani öyle insanlar var ki karakterleri sapa sağlam ve güvenilirdir. Güzel konuşmayı bilseler de bilmeseler de, insan ilişkileri tekniklerine...
  Sonsuza dek tamamlanmayacak eksik kusurlu varlığım (Thierry Paquot)   Pandemi hala devam ediyor. Bir yılı geçti. Korona temelli mi kalacak yoksa bir gün hayatımızdan çekip gidecek mi bilmiyorum? Uzmanlar geçeceğini söylüyor- bekliyoruz. Koca ülkede tüm kurallara uyan sanırım bir-kaç aile var. Böyle olunca süreç uzuyor da uzuyor. Ben geçen sene Mart ayının ortasından beridir evden çalışıyorum. Her olayda olduğu kadar evden çalışmanın da kolaylıkları ve zorlukları var. Ama itiraf etmeliyim ki bazen bana geliyor gelenler, kızlar diyordur kesin “Annem gene çıldırdı” kapılarını kapatıp benden uzaklaşıyorlar oradan anlıyorum. Ramazan ayı da olmasa kendime çeki düzen verecek bir fırsatım olmayacak kesin. Evde olmanın en güzel yanı iki Ramazan ayını da dolu dolu geçiriyor olmam. Üç senedir Ramazan aylarında sosyal medyayı tamamen bırakıyorum. Bu sene Whatsapp uygulamasını da kaldırdım. İlginç tecrübelerim oldu. Mesela ailem dışında beni/bizi kimsenin merak etmediğini...
  SEVİLELİM SEVMEYELİM Bazen yaşam enerjin çekilmiş gibi olur.  Hiçbir şey ilginç gelmez. Sanki söylenecek herşey söylenmiş, yapılacak yeni bir resim kalmamış, fikirler tükenmiş ve icatların hepsi bulunmuştur.  Bazen hayat, normal durduğunda daha bir düz duran ama karnını tıka basa doyurduğunda bir anda ortaya çıkan çirkin bir sezaryen göbeği gibi sevimsizdir.  Beynin karaya vurmuştur.  İçimde batan birşeyler var. Aklıma yeni gelmedi balıkları yıkıyordum yazma isteği geldi. İzmir depremi olmuştu. Hepimiz çok üzülmüştük.  Sağ çıkan yavrucaklar olmuştu. Hatırlıyor musunuz bilmem nüfuslu koca koca insanlar çocukla ekranlara bir poz verebilmek için çocuğu o kolundan bu koluna geçirerek çocuğun ekranlara bakmasını sağlayama çalışıyordu.  Bunu neden yaptın? demek istedim çok hem de.  İstemiyor çocuk, korkmuş bu kalabalığı bu flaşları görmek istemiyor görebiliyor musun rahatsız bu durumdan. Aynı çocuk babasıyla hastane koridorunda yürürken hemşireler san...
KOŞ Naneli KOŞ Sanırım 12-13 yaşlarında idim, çalışmaya başladım. Evet buralara kolay gelmedim. Te Allah'ım neredeysem artık. Kariyerime, konfeksiyon atölyelerinde önce ayakçılık , manşet çevirme (manşet: kazakların bilek kısmına verilen isim), paketleme yaparak başladım. Okul bittikten sonra işe giderdim, hergün. 15 tatiller ve yaz tatilleri dahil. Ellerim hızlıydı. Kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor ve makine başına oturmaya hak kazanıyordum. Bebek pijamalarına ilik açma makinesini ve düğme makinelerini kullanmayı öğrendim. Bir ara şeker sektörüne de atılmıştım. Ah bu girişimci ruhum. Bildiğimiz akide şekerlerinin ne şartlarda paketlendiğini görseniz ... neyse akide ile aranıza girmeyeyim. Şekerleri poşete doldurduktan sonra piknik tüpünde poşetin ağzını kapatıyorsunuz. Bunu, poşeti belli bir sıcaklığa dayanacak şekilde hafiften yakarak, hemen sonrasında ise parmakcıklarınızla hızlı bir söndürme ve bastırma olayı ile yapıyorsunuz. Poşetin ağzı kapanmış oluyo...