Ana içeriğe atla

Bursa hk. :)

 



Yazalım bakalım 

Dolu dolu geçen bir hafta oldu

Yıllardır Ankara'dayım alıştım artık fakat her Bursa'ya gittiğimde aklım ailemde kalıyor 

Yaşlandıklarını görüyorum annemle babamın, daha doğrusu daha çok yaşlandığını görüyorum

Elleri, yüzleri... Belki aynı şehirde olsak da çok görüşemeyecektik 

fakat bana ihtiyaçları olduğunda yanlarında olabilecektim

Bunu yazarken güldüm. Çünkü hala benim anneme daha çok ihtiyacım var 

Şöyle bir düşününce bir duygu daha var yaşadığım: Sevilmeyi, düşünülmeyi hissetme 

Korunulmayı hissetme

Ayrıca zorunlulukların bir süre kalkması, belki bir hafifleme

Bu sadece tatilin verdiği bir rahatlama aynı zamanda 

Yemek yapma zorunluluğu, çocukları okuldan alma, ödevlerini yetiştirme, erken kalkma-erken yatma 

Bir saat sıkıntının olmaması 

Yine de en baskın gelen duygu sevildiğini hissetmek

Tabi ki olduğum yerde de seviliyorum fakat bu durumda benim daha çok düşünmem, 

sevmem, bakmam ve korumam gerekiyor 

çocuklar küçük...

Bursa'da ise böyle değil, hala en küçük benmişim gibi anlatabiliyor muyum bilmiyorum 

daha sorumluksuz gibi "sorumluksuz" kelimeye bak şimdi aklıma geldi

Az önce Normal People izliyordum, şu şarkıyı çalıyordu ve bence bu havaya çok yakıştı 

"Everything I am is yours" -Villagers

Tonla işim var gideyim, anılarımı buraya bırakıyorum 

Umarım çocuklarıma hatıra kalır  










Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kömives yoksa Marai'mi?

Ben Kömives’i burjuvazi olarak gördün mü? Sanki istemiyor ama bir şekilde de ayak uyduruyor bu duruma “Ona ucuz tütün, daha mütevazi kıyafetler, daha basit konut yeterdi. Toplumsal hayatın daha alt düzey koşullarıyla idare edebilirdi”   bu cümleden böyle anlıyorum Köprüden baktığı anlardaki cümleleri ise evet sınıfsal farklıları sadece zenginlik değil belki ama tarihsel soyluluk, eğitimden gelen yetkinlikler açısından sınıf ayrımını önemsiyor olabilir de diyorum Ki yazarın Burjuvanın İtirafları diye de kitabı varmış “İşte köprünün altında yüzyıllardır akan nehrin solunda, kıyıda uzanan yeni parlak renklere boyanmış kiralık evlerin ses geçiren ince duvarları arasında modern çağın sürekli sinirli insanları yaşıyordu” “Sonra yavaşça yüzünü nehrin sağ kıyısında kalan yakasına doğru çevirdi. Bu tarihi yüzü içi memnuniyetle kabararak seyretti.” Kapıcı ile ilgili yaptığı yorum; “Kapıcının davranışındaki bu gerekçesiz samimiyeti dışarıdan gören biri asla hissedemezdi. Bu ...

Okunması çok kolay olmasa da sabrı hak edecek güzel bir kitap

  Yüzüncü sayfaya kadar hızlı ilerleyemedim felsefi açıdan kullanılan terimler kavramlar zorlayıcı oldu.  Bazen çeviri eksikliği mi şimdi burada ne demek istedi diye aynı cümleleri bir kaç defa okudum Ozu yeni girdi hikayeye bakalım neler olacak? diye 10 Haziran'da not almışım Kitabı bugün bitirebildim. (29 Haziran) Üzüldüm, kitabın sonunun kendi içimde biraz demlenmesine izin vermem gerekiyordu  Fakat sonra yazmak için fırsat bulamayacağımı düşünüp yazmaya oturdum Kendi cümlelerimle anlatacak bir ruh dinginliğim ve kelime bulmada kolaylık yaşayacak bir berraklığım olmadığı için şu an çok yorumum olamayacak Fakat gene de şunları yazayım; Renee'nin, kendi zevk ve tutkularıyla hayatı daha kolay yaşanılır kılmanın güzelliğini  göstermesi bir yana, o aslında oldukça yalnız "sevmek" ve "sayılmak" kısmını kardeşinin ölümüyle toprağa gömmüş  durumuna üzülünecek, fark edilmeyen entel yoksul bir kadın Paloma var bir de ve onun derin düşünceleri  Ozu ise gerçek olama...

Bu Yaşa Erdirdin Beni

  Tarih 16 Aralık olduğunda yeni yaşıma gireceğim  İsmet Özel’in Münacaat şiirinin giriş kısmı geliyor aklıma Annem duyarsa yanlış anlar üzülür diyorum bir zamanlığına vazgeçiyorum  Yağmur yağıyor, kitabımı aldım dedim ki daha kaç yıl okuyabilirim ki? İnsan ömrünün tüm istediği kitapları okuyamayacak kadar kısa olması ne acı Ahirette amel defterimiz dışında kitaplar olacak mıdır acaba? Yaş ilerledikçe aslında Veronika’nın ölmek istemediği gibi ölmek istemiyorum  Daha diyorum Filistin özgür olmadı alma canımızı Allah’ım  Yatmadan evvel çocuklara baktım Uyuyorlardı  Bakıyorum ve diyorum ki bunlar benim mi Allah’ım? Senin emanetlerin ne güzel, pek tatlı çok sevimliler  Aklıma çocuğunu kaybedenler geliyor kahroluyorum kahroluyorum  Dişlerimi fırçalarken ayna da yüzüme bakıyorum  Artık şu yüz yogasını bilmem kaçıncı kez  mutlaka yapmalıyıma niyetlenip gene  yapmıyorum Menapoza girmeye de hazır değilim ben daha gencim diyorum  Ben ha...