Ana içeriğe atla

Kayıtlar

  SEVİLELİM SEVMEYELİM Bazen yaşam enerjin çekilmiş gibi olur.  Hiçbir şey ilginç gelmez. Sanki söylenecek herşey söylenmiş, yapılacak yeni bir resim kalmamış, fikirler tükenmiş ve icatların hepsi bulunmuştur.  Bazen hayat, normal durduğunda daha bir düz duran ama karnını tıka basa doyurduğunda bir anda ortaya çıkan çirkin bir sezaryen göbeği gibi sevimsizdir.  Beynin karaya vurmuştur.  İçimde batan birşeyler var. Aklıma yeni gelmedi balıkları yıkıyordum yazma isteği geldi. İzmir depremi olmuştu. Hepimiz çok üzülmüştük.  Sağ çıkan yavrucaklar olmuştu. Hatırlıyor musunuz bilmem nüfuslu koca koca insanlar çocukla ekranlara bir poz verebilmek için çocuğu o kolundan bu koluna geçirerek çocuğun ekranlara bakmasını sağlayama çalışıyordu.  Bunu neden yaptın? demek istedim çok hem de.  İstemiyor çocuk, korkmuş bu kalabalığı bu flaşları görmek istemiyor görebiliyor musun rahatsız bu durumdan. Aynı çocuk babasıyla hastane koridorunda yürürken hemşireler san...
KOŞ Naneli KOŞ Sanırım 12-13 yaşlarında idim, çalışmaya başladım. Evet buralara kolay gelmedim. Te Allah'ım neredeysem artık. Kariyerime, konfeksiyon atölyelerinde önce ayakçılık , manşet çevirme (manşet: kazakların bilek kısmına verilen isim), paketleme yaparak başladım. Okul bittikten sonra işe giderdim, hergün. 15 tatiller ve yaz tatilleri dahil. Ellerim hızlıydı. Kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor ve makine başına oturmaya hak kazanıyordum. Bebek pijamalarına ilik açma makinesini ve düğme makinelerini kullanmayı öğrendim. Bir ara şeker sektörüne de atılmıştım. Ah bu girişimci ruhum. Bildiğimiz akide şekerlerinin ne şartlarda paketlendiğini görseniz ... neyse akide ile aranıza girmeyeyim. Şekerleri poşete doldurduktan sonra piknik tüpünde poşetin ağzını kapatıyorsunuz. Bunu, poşeti belli bir sıcaklığa dayanacak şekilde hafiften yakarak, hemen sonrasında ise parmakcıklarınızla hızlı bir söndürme ve bastırma olayı ile yapıyorsunuz. Poşetin ağzı kapanmış oluyo...
Çatışma ve İletişimsizlik Çatışmaları çözmek için sözün gücüne, duygusal iniş çıkışlarımıza ve davranışlarımıza dikkat etmemiz gerekiyor.  Duygusal Zeka serisinin Çatışma ve İletişim kitabını dinledim hatta yetmedi kitabı aldım. Sayfalarda hala da ara ara dolaşıyorum. Şimdi Doktor Bey diye söze giresim ve çıkmayasım var.  Başlıyorum : Başarısı kanıtlanmış iletişim tekniklerinin özetini çıkaracaksak şöyle diyebiliriz; Çatışmanın sıcak mı Soğuk mu olduğunu belirlemek;        Sıcak çatışma : Yüksek sesle konuşmak ya da bağırmak, saldırgan bir tavır sergilemek, tahrik edici bir dil kullanmak, kontrolü kaybet ve patlayacak gibi görünmek. Soğuk çatışma : Kendi kendine mırıldanmak ya da dudaklarını ısırmak, fiziksel olarak geri çekilmek, çatışmadan kaçınmak ya da konuyu değiştirmek.       Zamanı lehimize kullanmak: Hemen harekete geçmemek       Hedef belirlemek:  Konuyu saptırmamak...
1 0-10-2019 Evgeny Grinko ve Rezonans Onu ilk kez Youtube ‘nun kafasına göre oluşturduğu çalma listesindeki sırası geldiğinde , duyduğum melodiler karşısında burnumun direğini sızlatmasıyla tanıdım. Boş bir arazide, soğuk havada , günün yeni doğmak üzere olduğu bir zamanda ağzında sigarası ile piyano çalıyordu. Klip de , parça da etkilemişti beni. Defalarca dinlemiştim. Neden bu kadar etkilenmiştim o zaman bu konu üzerine çok düşünmedim . Melankolik bir insandım zaten. Aylar aylar sonra gene Youtube’ de Feride Can’ın “ Tetiklenmem bana geçmişimle ilgili ne söylüyor” videosunu izledim. Rezonanstan bahsediyordu.  Gelen telefon , soru ve e-mail trafiğine rağmen bir ileri - iki geri alarak videoyu bitirmeyi başarmıştım. Daha sonraları rezonansı biraz araştırdım. Batı dillerinde “sympathize” duygusal olarak rezone olmak demekmiş. Yani aynı duygu ile titreşmek. (1) Birisi bir duygu ve düşünce ile titreşirken bizimde içimizde eğer o duygu ve düşünce ile uyuml...
03-10-2019 Biri Hanzala: Küresel ve insani bir düşünce ufkuna sahip demiş çizeri Hanzala için. Filistin direnişinin sembolü, hep 10 yaşında olan çocuk. Diğeri , Momo: Hiç kimsenin yapamayacağı şekilde başardığı tek şey "dinlemek". Zamanı çalan duman adamlara karşı mücadele veren çocuk.  İkisinin de bize sırtı dönük. İkisinin de üstü başı yoksulluğun ve yalnız kalmışlığın izlerini taşıyor. İkisi de yalın ayak .  Bu çocuklar bize ne anlatmak istiyor?  Ne anladığım ve anladıklarım karşısında ne hissetiğim … Bunu a nlatabilmen için "Sözlerin içine doğması gerekiyor "diyordu Momo kitabında Hora Usta.  Sen anlatmak istesen de sözcüklerin ilk önce doğup olgunlaşması gerekiyor.